Ukrayna'nın Türk gıda ihracatıyla ilişkisi tek bir rakamla tanımlanır: Türkiye, Ukrayna'nın meyvede tek büyük tedarikçisidir ve kategorinin yaklaşık dörtte birini tek başına elinde tutar. Bu konum, bazı komşu pazarlarla ticaretin oldukça zorlaştığı bir dönemde ticari olarak işlerliğini koruyan bir ticaret ilişkisiyle birleşince, Ukrayna'yı bir Türk gıda ihracatçısının doğru şekilde anlaması gereken pazarlardan biri hâline getiriyor.
Marjinal değil, öncü bir konum
Türkiye, Ukrayna'nın tarımsal ticaret ortakları arasında genel değer bazında üçüncü sırada yer alıyor ve bu ilişki içinde yalnızca meyve ile kuruyemiş bile yılda birkaç yüz milyon dolar değerinde. Bu, niş veya fırsatçı bir ticaret akışı değil — Ukraynalı ithalatçıların, toptancıların ve perakende zincirlerinin özellikle Türk menşei etrafında inşa ettiği yerleşik, yüksek hacimli bir tedarik ilişkisidir. Kuru kayısı, kuru incir, çekirdeksiz üzüm ve fındık en tutarlı biçimde talep gören kategorilerdir ve isimleri bilinen Ukraynalı toptancılar zaten Türk kuru incirini standart bir listelenmiş ürün olarak taşımaktadır.
Ödeme ve lojistiğin neden ayrı dikkat gerektirdiği
İki pratik faktör, Ukrayna'yı bölgedeki bazı diğer pazarlardan ayırır ve bir alıcı veya tedarikçinin ikisini de anlaması gerekir.
Birincisi, ödeme kanalları açık kalmıştır. Türk bankaları, ikincil yaptırım riskiyle ilgili endişeler nedeniyle daha geniş bölgedeki bazı ticaret ortaklarıyla yapılan işlemlere kısıtlamalar uygulamıştır, ancak Ukrayna'ya yönelik ticaret finansmanı aynı aksamayla karşılaşmamıştır; bu nedenle standart ödeme düzenlemeleri işlemeye devam etmektedir.
İkincisi, lojistik varsayım yerine aktif planlama gerektirir. Odesa dahil Karadeniz liman altyapısı zaman zaman aksamalarla karşılaşmıştır ve birçok sevkiyat artık doğrudan Karadeniz teslimatına alternatif veya ek olarak Köstence veya diğer aktarma noktaları üzerinden yönlendirilmektedir. Gerçekçi bir teslimat zaman çizelgesi, mevcut nakliye örüntülerinin değişmeden süreceğini varsaymak yerine bunu hesaba katar.